----------------------------------------------------------

Üç Hece Sekiz Harf Sadece BEŞİKTAŞ

24 Eylül 2010 Cuma

23 Eylül 2010 Perşembe

Nostalji


Fotoyu Forza'da açılan topicden aldım.
Reklamsız nostalji forması cidden rüya gibi, acilen gidilip alına.
Kartal Yuvası tarafından üretildiğinden, tüm gelir klübe kalacağından 2 kez alına.

İBRETLİK!!


Stalker'in blogunda gördüm, paylaşmak istedim. Yok şaşırdığımdan değil ne içiyorsa biz de ondan kullanalım.


Alex, Brezilya Milli takım kaptanı olmuş, (gün ? ay ? yıl ? maç?)
Q7 sadece İnönü'de tribün görmüş, (ilk profesyonelliği Beşiktaş'ta önceden Konyaspor altyapısında oynuyordu)
Adamlar tribüne hayran hayran bakmış (muhtemelen ambians görmemişler)
Bayrakları birbirlerine göstermişler ( muhtemelen taraftar nasıl olur da kendi başına bu kadar güzel kareografiyapabilir diye),
dışarıda 30,00 kişi kalmış (Beşiktaş stadı başka türlü dolmaz)
ve son olarak Fener'den görev yapmayı umuyorlarmış, ( artık eşşeğin ... )



"KADIKÖY GERÇEĞİ Schuster "yaralı hayvan" benzetmesini yaptı. Tercüme dedik. Tamam da üç gündür insan bir düzeltme yapmaz mı? Neyse, geçelim. Hilbert "Fener'i küçümsemiyoruz" der. "Allah, Allah!" Guti kendi oynadığı zaman, rakibiyken Bezilya Milli Takımı kaptanlığı yapan Alex'i "Tanımıyorum" der. Quaresma, İnönü'den başka yer görmediği için Türkiye'yi Beşiktaş zanneder... Maça erken gittim. Bu dörtlünün Saracoğlu'nda tribünlere, taraftara, açılan dev bayraklara nasıl hayranlıkla bakıp birbirlerine gösterdiklerini görmenizi isterdim. Onlar da artık Kadıköy gerçeğini öğrenmiş, bir gün burada görev yapmayı uman ve bekleyen içimizdeki mutlu yabancılardan oldular. Bu arada 43 bin bilet satıldı. "Tribünler boş" yaygarası yapanlar herhalde sadece dışarda kalanların İnönü'yü dolduracak sayıda olduğunu görmüşlerdir."

Spor Yazarlari



Son bir kaç yıldır en mutlu olduğum konulardan birisi futbolcu eskisi fosil spor yazarlarının yerini genc günümüz futbolunu takip eden yazarların almasıydı (demirkol, meleke, okay karacan, güntekin vs.) ama bu kuşağın , en iyi futbolcuyken, en kötü yorumcu ikilisi ( rıdvan, sergen) en hit durumda. Sonrada ekranda atıp tutarlar bizim futbolumuz, avrupa kupaları, yan toplar vs. vs.


Bu tarz "büyük futbol adamlarnın"kurduğu cümleler;

Beşiktaş defansı önde kuruyor,
Necip, derbi stresini kaldıramaz,
Nobre ileride basıyor,
Fener, Beşiktaş'ı beşlerdi, ucuz kurtuldu..


Tüm dünya sistem konuşurken bu cahiller iki sayfa okumadıkları gibi hala adama dayalı futboldan, maç özelinde plandan bahsederler..

Şu an Avupada oynayanlara ve Türkiye'de kalanlara baksınlar farkı araştırsınlar.. Bursa ve Beşiktaş, Fener ve Galatasaray'a göre takım kere takımdır.

20 Eylül 2010 Pazartesi

Gücüne Güç Katmaya Geldik!!


Mest olduğum bu tezahüratın en ciddi boyutuyla Kadıköy'de vücut bulması çok şık oldu çünkü dün gördüğüm bu takım saygıyı hak ediyor.
Yere göğe sığdıramadıkları Saraçoğlu atmosforinin açılış maçında her şey ortadaydı, takım tertibat duruş, vuruş. Takım, %60 topla oynayıp, Fener'den %80 daha fazla pas yapıyor. 25-45 dk haricinde maçın tek hakimi, gol için çalışıyor çabalıyor ama küsmüyor.


Bu sene bu takımla her halükarda gurur duyacağız gibi çünkü en çok istediğimiz şeyi yapıyorlar, kaliteli mücadele. 40 dk. da 2 zorunlu oyuncu değişikliği yapmışsın, iyi oynadığın bir maçta kendi hatanla gelen golle 1-0 geridesin, bir anda 2. yi atsalar bizimkiler kendine geldiğinde 2-0'ı ancak idrak ediyor olacaklardı.

45. dk itibariyle Emre'nin çıkmasıyla rüzgar tekrardan bize döndü, oyunu domine ettik, kontrayla bir gol bulup 18'e yaslanan Anadolu takımıyla, hiç bıkmadan golü arayan arada geride açık bırakan büyük takım maçına döndü.

Maçın 75. dakikasında bu maç 3-0'a bitse de çok mutlu ayrılacağımı yanımdakilere söyledim çünkü şu maçta net olarak görüldüki Beşiktaş Fener'den 1 gömlek daha iyi bir takım.




Zapo son Kaıköy maçının aksine müthiş işler yapıyor,
Ernst kendisine tapma noktasına kadar çıtayı yükseltiyor,
Deli İbo, Beşiktaş'ın gerçek tarihlerinden biri olduğunu tekrar tekrar vurguluyor,
Aurelio yokluğunu çıktığında fark ettiriyor,
Guti Fener'in yarısı kadar isabetli pası tek başna yapıyor,
Q7 tüm kasti tekmelere rağmen pısmıyor,
Bobo Kadıköy'ü ne kadar sevdiğini gösteriyor.

Bir iki rötuşla bu takım daha da iyi yerlere gelecek, eldeki malzeme çabalıyor bizim de güçlerine güç katmamız geerekiyor.

16 Eylül 2010 Perşembe

Ben bu satırları yazarken, Querasma ...

Oyuna girdi, Holosko oyundan çıktı.

Beşiktaş taraftarını son yıllarda birbirine kenetleyen tek isim. Ne şampiyonluk, ne tribün ve hatta ne Beşiktaş.

Varsa yoksa Quaresma.

18-22 yaş arası yeni jenerasyon Beşiktaşlı gençler onu idol olarak kabul ediyor. Bizim yaş grubu Sergen'den sonra gördüğü en teknik, Pascal'dan sonra gördüğü en popüler bu futbolcuyla gaza geliyor, daha yaşlılar onunla övünüyor.

Çok şey yazılır, sosyolojik açıklamalar yapılır ama şu an Q7 vakti diyorum.

Umarım beni yanıltmaz ve maçı alır/aldırır.

23 Ağustos 2010 Pazartesi

HOŞÇAKAL MATI



Son yıllarda Beşiktaş'a gelen yabancılar arasında yerin bende hep ayrıydı. Sempatikliğin, topun ayağına inanılmaz yakışması, yedek kaldığında sorun çıkarmaman, efendiliğin ve patlama yapabilecek potansiyelinle sahada seni ne zaman görsem heyecanlanırdım.


İlk 3 senenin geneline bakıldığında vasat denebilecek bir performans gösterdiğin doğruydu, çünkü Basel'den geldiğinde herkeste inanılmaz bir beklenti oluşturmuştun. Ne de olsa UEFA kupası gol kralını (orta saha oynamasına rağmen) transfer etmişti Beşiktaş. Beklentiyi karşılayamamış olsan da aklımda kalan iyi işler yaptığın maç sayısı hiç de az değil. Küçük maçların büyük topçusu olduğun fikrine hiç bir zaman katılmadım ama malum burası Türkiye, büyük maçta golün veya asistin yoksa kötüsün.


Medyanın gazını almış taraftarın senin oynadığın 3 seneyi nedense sürekli 'adam 4 yıldır hiçbirşey vermedi' klişesiyle evirdi çevirdi ve sana karşı müthiş bir linç kampanyası başlatıldı. 4. senesinde adam sakattı ve ameliyat oldu, aynı Sivok gibi. İkinci devre ise yönetim ve teknik direktör kararıyla kadroya alınmadı. Neden mi ? Çünkü elimizden Tabata gibi bir kurtarıcı vardı. 8 milyon Euro bonservis verilmişti ve malum seçim zamanı böyle bir kazığın altından yönetim kalkamazdı. Bu nedenle Tabata yedekte bekledi, sen de antremanda. Delgado'nun hiç olmadığı geçen sene takımımızın ne kadar yaratıcı oyuncu potansiyeli taşıdığını hep birlikte izledik Şeref Bey tribünlerinde. Şimdi büyük bir merakla bekliyorum, Guti'nin sakat veya cezalı olduğu maçlarda Ernst-Necip'in önünde kim oynayacak ?


Ernst-Necip demişken hocayı da eleştirmeden geçersem torpil yapmış olurum. Schuster cumartesi günü kelimenin tam anlamıyla intihar etmiştir. Hem Nihat'ı hem de Delgado'yu harcamıştır. Delgado'nun Şeref Bey'de oynanan Vikingur maçında kesinlikle forvet arkası oynatılmadığını ve bunun yanlış olduğunu söylemiştim hatırlarsanız. Ama birçok tribündaşım bana katılmamıştı. Cumartesi net ve kesin olarak görmüşsünüzdür umarım hocanın Delgado'dan Guti yaratmaya çalıştığını. Hocanın yapması gereken hareket çok basitti, çıkar Nihat'ı kadrodan koy Necip'i, çek Delgado'yu öne. Yada baktın Erhan çok kötü, çıkar Erhan'ı, çek Hilbert'i beke. Nihat sağ açık, Necip-Ernst ön libero, Delgado forvet arkası.


Guti R.Madrid'de hiçbir zaman tam anlamıyla forvet arkası oynamadı. Forvetin arkasında, ikili ön liberonun önünde oynayan adamla, ikili ön liberodan birisi olup oyun kurma becerisi çok yüksek olan adamları malesef karıştırıyoruz. Fabregas'ı da aynı örnek içerisinde gösterebilirim. O da Guti'nin mevkisinde oynamaktadır. Bu gölgede oynayıp çok iyi top kullanırsanız zaten otomatikman dünya yıldızı olursunuz. Guti, hocanın Delgado'yu oynattığı yerin futbolcudur ve bu kadroda alternatifi yoktur. Alternatifi olabilecek adam ise Necip'tir.


Delgado'yu savunma önünde oynatmanın, onu taraftarın kucağına bırakmaktan hiçbir farkı yoktu ve hoca malesef bu hataya düştü. Belki de kendince haklıydı, Guti'ye alternatif arıyordu. Ama net olarak görümüş oldu ki bu takımda hatta Türkiye'de Guti'nin alternatifi olabilecek bir adam yok ! Olmaya en yakın adam da Emre Belözoğlu'dur.


Gelelim muhteşem (!) taraftarımıza. Bu takımın taraftarı olmaktan utandım desem yeridir cumartesi gecesi. Bu nasıl bir kaypaklıktır ki daha sezonun ikinci maçından başladık futbolcu yuhalamaya. Nihat ve Delgado'yu ıslıklayanlara da ıslıklatanlara da yazıklar olsun ! Erhan'a yapılanları da terbiyesizlik olarak nitelendiriyorum. Adamın kapasitesi belli ve İbrahim Toraman döndüğünde büyük ihtimalle oynamayacak, hangi akla hizmet adam her topu alışunda homurdanılıyor ! Hem Nihat hem de Delgado'nun ıslıklanmasında yukarıda açıkladığım gibi hocanın payının büyük olduğunu düşünüyorum, fakat ne olursa olsun Beşiktaş taraftarının %70-80'i futbolcusunu ıslıklıyorsa sözün bittiği yere gelmişiz demektir.


Bu arada yeni açığın önünde Delgado'nun Quaresma'ya veremediği 3 metrelik pasın sorumlusu da her boka homurdanan, bazı adamların ayağına top geldiğinde (Ör: Holosko, Delgado, Nihat) hadi laaaaannnnnnnnn tarzında anlamsız bir baskı kuran taraftardır. Adamın resmen ayakları titredi ve top süremedi.


Evet Delgado gitti, zaten ağzıyla kuş tutsada kindar taraftarına yaranamayacaktı. Yakında Nihat da gider ve umarım o tribünlerdeki krolar kına yakarlar ! 30 yaşındaki Tabata kaldı, 28'lik Delgado beleşe (!) gitti. Helal sana ey büyük başkan ! Getir bize artık Robinho'yu da seni peygamber ilan edelim ! Artık sadece yıldız yabancıların Beşiktaş'ı var ve biz de net olarak endüstriyelleştik. Bu taraftarı artık hiçbir şey kesmez, her 5 maçta bir futbolcunun kellesini ister...


Yaptığın-yapamadığın herşey için teşekkürler güzel adam, unutulmayacaksın... Bugün veya yarın gidersen uğurlamaya gelecem.






Ve Delgado Kaçar!!


Geldiğinde çok umut bağlanmıştı,

Sana güvenilip Sergen takımdan uzaklaştırılmıştı,

Geldiğin sezon deplasana girmetin, sonraki 2 sezon kayıp, geçen sezon bir hiç, pop star kontenjanından kaptan bile yapıldınve toplam 25 mio TL.



Yalan rüzgarı gibi geldin ve gidiyorsun, takıma hiçbirşey vermediğin gibi giderken 1 kuruş bile kazandıramadın. 5 kuruşluk futbolcu olmadığın Dubai'ye gidişinden ortada, oysaki Getafa vs. seni istiyorken ( ZOOOOORRRRRT!!!!)


Hadi git bakalım, Don Kişot.
p.s. Ne olursa olsun ıslıklanmamalıydın!!!

İnönü'de Kötü Başlangıç


Kapalı üst turnikesinin bozuk olmasından dolayı İstiklal Marşından sonra stada girebildik.

Takıma baktığımda Plazen maçına başlangıç 11'iyle aynıydı. Yanımdakilere Plazen maçının kopyasını izeleyeceğimi söylediğim sırada Q7 pozisyona girdi. Holosko topu kaptı rakibini kartlattı. oyaski herley çok güzel başalmıştı.


İBB 10-15 dk sonra oyunu rölentiye aldı daha rahat oynamaya başladı. Delgoda daha 30. dk'da saç baş yoldurttu, Holosko diri başladığı maçı ölü bitirdi, Nihat'ı ıslıkları alkışlaması haricinde hiç görmedik.


Schuster Başkan'ın oynatmaya çalıştığı topla ilgili aklımda bazı şeyler oturuyor anck eksik kaldığım bazı noktalar var.


- Sen Ferrari yavaş diyorsun ama bu orta saha kurgusuyla (Delgado-Ernst) defansta Usain Bolt'tan aşağısı iş yapamaz.

- Bu kurguyla oynuyorsan topu defans getirmeyeceksin, 2'li ^lü preslerle topu orta sahada öldüreceksin, forvetin kanatların basacak.

- Robinho da geldi, ileride basamayan 3 adam (Bobo, Q7, Robinho)


Pres eksikliği olan bu takımda defansı istediğin yere kur farketmez, Ernst'in 60'da dili çıkar.

Takımın çok çalışması birlikte oynamayaı öğrenmesi lazım.

Sistem riskli, risk gerçekleştiğinde olanlar c.tesi ortadayıdı biraz daha ayağı düzegün bir takım bizi 5 lik yapar çıkardık.

Schuster Başkan'a tek maçta mükemmel dersler verdi.


Benim çıkardıklarım:


Popstar Delagado yolcu,

Holosko bu takımda asla 11'de oynayamaz, sağda oynayamaz, solda oynayamaz, forvet oynayamaz anca kumda oynamaya bir yerlere gönderilir.

Necip-Ernst mutlaka bir arada oynayıp, Fink'le desteklenmelidir.

Erhan ne lan?

Gülüm'ü beğendim, biraz daha tecrübe ihtiyacı var.



Bu kadar şeye rağmen tablo karanlık mı? Keskinlikle değil.

17 Ağustos 2010 Salı

Buca Sonrası Helsinki Öncesi


Kalp ağrıları sone eriyor, yeni sezon yavaş yavaş olgunlaşıyor.

Ligi açtık, sıra EL grupları öncesi son turda.


Takım yavaş yavaş oturuyor.. çok fazla transfer yapmasak da ikililerimiz genellikle ilk defa bir araya geliyor , yeni yeni kaynaşıyor.


Kale - yeni

Zapo- Ferrari - yeni

Erhan - Yeni

Ernst Necip- yeni sayılır

Guti - Q7 - yeni


Top oynamak haricinde her şeyi düşünen Buca karşısında takım genel itibariyle başarılıydı. Eminim ki saha-hava-mantalite üçlüsünde bence en zor deplasmanlardan biriydi.


Saha patates, hava ölümcül, matanlite ise vur kır parçalaya rağmen ayakta kaldık, top yaptık.

takım kuvvetlendikçe futbolcuların aklındakilerin sahaya yansıması daha olumlu olacaktır.


Nihat bir an önce toparlanmalı, kısıtlı Türk rotasyonumuzda Necip'le birlikte en önemli adam durumunda.


Bu ortamda sezonu erken açmamız bize avantaj oldu performansımızı düşürmezsek bu yıl mutlaka ilk 2 de yer alır, şampiyonluğun 1 numaralı adayı oluruz.


5 . haftaya kadar kayıpsız gidersek Kadıköy'de ciddi bir moral motivasyon olacak.


Şu transfer dönemi bir kapansın da herkesin kafası rahatlasın artık.


Bu arada UEFA'nın da beyinine, saat 7 'de maç mı olur olur lan??